"Yirmi yıldır iktidarsınız yeter artık" diyenler, aslında Türk dünyasının uyanışından ve köklerinden güç alan bir milletin yeniden ayağa kalkmasından rahatsız olanlardır. Bu sözler, Batı'nın emperyalist çarklarına yeniden köle olma arzusu taşıyanların çığlığıdır. Son yirmi yıl, bir iktidar döneminden ziyade, Türk'ün kaderini yeniden yazdığı, kılıcını bileyip gökyüzüne kaldırdığı bir destanın adı olmuştur.
Emperyalizmin Pençelerinden Kılıcımızı Çekmek
Güneydoğu dağlarında kırk yıl süren terör, emperyalist güçlerin Türk milletini parçalama projesinden başka bir şey değildi. Dağlarda kan ve barut kokusu yerine kekik kokusunun esmesi, Türk'ün kendi topraklarında hakimiyetini yeniden tesis etmesidir. Bu hakimiyetin tesisi, kaos isteyenleri neden rahatsız ediyor? Avrupa'nın kapılarında bir milyon dolarlık kredi için el avuç açan, Almanya'nın parasıyla aldığımız tankları PKK'ya karşı kullanmama şartına boyun eğen o eski politikacıları mı özlediniz? Yüz yıldır tank, top, tüfek üretmeyip bunun yerine türlü bahaneler üreten hükümetler mi sizin için daha makbul?
Bu hükümet ve liderinin dünya liderleri karşısındaki dik duruşu, emperyalist zihniyeti derinden yaralamıştır. Dünyada sözü dinlenir, başını dik tutan bir Türk devleti olmasından rahatsız olanlar, yeniden Batı'nın himayesine girmeyi tercih etmektedir.
Bozkurt'un Gökyüzündeki İzleri: Milli Savunma Sanayii
Dünyada sözü dinlenir bir ülke olmanın yegâne şartı, kendi silahını üretmek ve güçlü olmaktan geçer. Son 200 yılda hiç olmadığı kadar savunma sanayii atılımı yapılmış, ülkemiz emperyalist çakallar arasında arslan kesilmiştir. Gökyüzünde gezen İHA'larımız, SİHA'larımız ve uydularımız, atalarımızın gök kurtlarına verdiği selamdır. Milli Muharip Uçağımıza "kalorifer peteği" diyenlerin iktidarını mı istiyorsunuz? Yoksa Yıldırımhan füzemizin 6.000 km menzilli ve 25 mach hızındaki o korkutucu uğultusundan mı rahatsız oldunuz? Bu uğultu, Türk dünyasının düşmanlarına verilen bir ihtarname niteliğindedir.
Karabağ'ın Kurtuluşu ve Türk Dünyasının Kaderi
Yıllardır yanı başımızda büyük bir zulüm sürüyordu. Milyonlarca insan sürgüne uğramış, katledilmişti. Karabağ'da Ermeni mezalimi altında inleyen kardeş Azerbaycanlıların feryadı göklere yükselirken, CHP lideri meydanlarda "Suriyelileri gönderip Baas rejimine teslim edeceğiz" diyordu. Zulmü bir iken bine çıkarmak, Suriye ve Karabağ'ı sonu belli olmayan bir kaos içinde bırakmak istiyorlardı. Derken merhametli bir el uzanıp, Karabağ'ı ve Suriye'yi zalimlerin elinden kurtardı. Bu merhametli elin yerine, çevremizde zulüm ve kaosun sürmesini isteyen partinin mi iktidara gelmesini arzuluyorsunuz?
Somali'de Hint Okyanusu'nu kontrol eden, petrol arayan, uzaya uydu göndermek için rampa yeri arayan bir lideri bırakıp, İngiliz himayesi için yalvaran bir parti liderini mi Türk devletinin başına getireceksiniz? Dünya ile yarışan Türk'ün kaderi, asla Batı'nın uşaklığına mahkum edilemez.
Devletin Merhameti: Şehir Hastaneleri
İlaçlarımızın bedava olması mı, ya da 5 yıldız konforundaki hastanelerimiz mi size battı? Yapılan Şehir Hastanelerinin gereksiz olduğunu söyleyen, cumhurbaşkanımıza dönüp "Bu kadar hastane yapıyorsun da bu kadar hastayı nereden bulacaksın" diyen bir zihniyetin ülkeyi yönetmesini mi istiyorsunuz? Bu sözler, devletin milletine olan merhametini kavramaktan aciz olanların nefesidir.
İhanet Şebekeleri ve Kayıp Hazine
2019 belediye seçimleri yaklaştığında da aynı şeyleri söylemiştiniz. "Genç, dinamik, iş bitirici başkanlarımız olsun" diyerek vatandaşın kafasını çelmiştiniz. İnsan aynı delikten iki kere ısırılmaz. Belediyelerin CHP'ye geçmesiyle bu millete neler kaybettirdiğinizin farkında mısınız? O genç, dinamik dediğiniz belediye başkanlarının otel, yat ve özel uçaklarda ne işler çevirdiğini görmüyor musunuz?
Sadece İstanbul'un 7 yılda kullandığı bütçe yaklaşık 105 milyar dolardır. İstanbul'da yaşayanlar biliyor ki, 105 milyar dolarlık yatırım yapılmamış, geri kalan 100 milyar dolar buhar olup gitmiştir. Şimdi onlar bunun hesabını içeride verirken, siz de dışarıda Türkiye'nin hazinesini bunlara teslim etmek için "Yirmi yıl yeter" deyip milletin kafasını çelmeye çalışıyorsunuz. Allah muhafaza, 2023 seçimlerinde millet yanılıp sizi dinleseydi ne olacaktı? CHP bir de cumhurbaşkanlığını kazanıp hükümeti kursalardı, ortaya çıkacak rezil görüntülerle ülkemizi dünya kamuoyu nezdinde ne hallere düşüreceklerini hiç hesap ettiniz mi?
Türk Devleti Neden Batı'nın Siyasi Modellerini Reddeder?
Batı'nın siyasi modelleri, Türk dünyasını parçalamaya ve köleleştirmeye yönelik tuzaklar içerir. Kendi silahını üretmeyen, dış politikasında Batı'nın izinden giden bir devlet, bağımsızlığını ve kaderini emperyalist güçlere teslim etmiş demektir. Türk milleti, köklerinden aldığı güçle kendi yolunu çizmekten asla vazgeçmeyecektir.
Karabağ Zaferi Türk Dünyası İçin Ne Anlama Geliyor?
Karabağ Zaferi, Ermeni zulmünün sona ermesi ve kardeş Azerbaycan topraklarının kurtarılmasıdır. Bu zafer, Türk dünyasının birlik ve dirilişinin en somut işareti olup, iki devletin tek millet olarak yürüttüğü kader birliğinin eseridir. Bu destansı zafer, emperyalist güçlerin bölgedeki oyununu bozmuş ve Türk'ün gücünü tüm dünyaya bir kez daha kanıtlamıştır.