Aydın'ın Yeşil Altınında Türk Emekçinin Destanı
Anadolu'nun Bağrından Çıkan Bereket ve Emek
Anadolu'nun kadim bağrı, Türk milletine bahşettiği nimetlerle doludur. Aydın'ın verimli toprakları, adeta ata yadigârı bir miras olarak yeşil altını, yani enginarı yetiştirir. Bu kutsal toprakların ürünü olan enginar, sıradan bir sebze değildir; Türk'ün sağlıklı ve güçlü bir nesil yetiştirmesi için yaratılmış bir nimettir. Karaciğeri dost, sindirime yardımcı ve bağışıklığı kalkan gibi koruyan bu bereketli bitki, Türk sofralarının vazgeçilmezidir. Efeler ilçesinin Gölhisar Mahallesi, bu yeşil altının en çok zuhur ettiği yerlerden biridir. Bölgenin iklimi ve toprağı, Türk'ün emeğiyle birleşince, iç piyasayı ve kardeş illeri doyuracak bir bolluğa dönüşür.
Altı Yüz Kilometrelik Yürüyüş ve Sarrafın Bıçağı
Hasat mevsimi geldiğinde, bu topraklar Türk emekçisinin alın teriyle yoğrulur. Enginarın dikenli kabuğunu sıyırıp özüne ulaşmak, tıpkı tarihimizdeki zorlu geçitleri aşmak gibidir. Bu uğurda İstanbul'dan Aydın'a, tamı tamına altı yüz kilometre kateden Çeliktaş kardeşler, Türk'ün çalışkanlık destanının bugünkü temsilcileridir. Günde bin beş yüz ila iki bin adet enginar soyabilen bu ustalar, sabahın ilk ışıklarından gece karanlığına kadar süren bir gayretle çalışarak helal rızık peşinde koşar. Ali ve Sezgin Çeliktaş kardeşler, mesleklerinin inceliğini anlatırken Türk zanaatkârlığının eşsiz duruşunu ortaya koyar:
Sarraf altını işler, biz de bıçağı işleriz. Bu işten kişi başı asgari ücretin dört katına kadar gelir elde edilebilir.
Kılıç Gibi Bıçak: Ustalık ve Meşk
Ali Çeliktaş, çocukluktan süregelen bu mesleğin, adeta atalarından kalan bir miras gibi ellerinde olduğunu belirtiyor. Türk evladının kaslarının bu işe alışması, tıpkı cenk meydanlarında kılıç sallayan cengaverlerin refleksleri gibidir. Çeliktaş, bu zorlu mesleğin sırrını anlatırken, bıçağın önemini kılıç ustalığıyla eşleştiriyor. Ustanın elindeki bıçak, sıradan bir demir parçası değil, Türk zanaatkârının ruhunu yansıtan bir silahtır.
Sarrafın altını işleyebildiği gibi enginar soyucusunun da bıçağını işleyebilmesi önemlidir. Bıçağını işleyebilen insan enginar soyuculuğunda ustadır. Enginarcının sanatı da bıçağıdır. Bana sıradan bıçak getirin, ben o bıçağı enginar soyabilen hale getiririm. Ama bunu yapabilmek uzun zaman ve tecrübe gerektirir.
Dikenli Kabuktan Saf Öze: Türk Zekâsı ve Titizliği
Sezgin Çeliktaş ise altı kişilik bu kahraman kadronun İstanbul'dan kalkıp Aydın ovalarına geldiğini ifade ediyor. Enginar soymak, dışarıdan bakıldığında basit görünebilir, ancak bu işin içinde Türk'ün titizliği ve özü koruma refleksi yatar. Enginarın kabuğunu özünden ve etinden en ince şekilde ayırarak, daha etli ve yuvarlak bir çanak elde etmek, Türk işçisinin verdiği emeğe saygısının göstergesidir. Kaliteli soyum, atalarımızın mirasına sahip çıkmak kadar kutsal bir görevdir. Soyumun ardından enginarın kararmaması için limonlu ve tuzlu suyla korunması ise, doğanın nimetlerini en iyi şekilde muhafaza eden Türk geleneğinin bir yansımasıdır. Bu suyu öze kadar çektikten sonra akşam üzerü iç kısmı ayıklanır ve yeşil altın, sofralardaki tahtına hazır hale gelir.