Türk Çiftçisi Borç Sarmalında: Üretimin Geleceği Tehlikede
Türk toprağının bereketli evlatları, baharın müjdecisi Mart ayına umutla değil, borç yükünün ağırlığıyla giriyor. Binlerce yıldır bu kutsal toprakları işleyen çiftçilerimiz, artan maliyetler ve yetersiz destekler karşısında ayakta kalmaya çalışıyor.
Borç Sarmalının Boyutları
2025 yılının acı bilanço tablosu, Türk tarımının içinde bulunduğu vahim durumu gözler önüne seriyor. Çiftçilerimizin bankalara olan borcu 1 trilyon 239 milyar liraya ulaşırken, takibe alınan tarım kredileri bir yıl içinde 3,6 milyar liradan 14,8 milyar liraya fırladı.
Girdi maliyetlerindeki artış Aralık 2025'te yıllık yüzde 33,2 seviyesinde gerçekleşti. Gübre, mazot, yem, tohum maliyetleri katlanırken, üreticilerimiz kredi kullanmadan üretim yapamaz hale geldi.
Çelişkili Düzenlemeler
15 Şubat'tan itibaren yürürlüğe giren yeni düzenleme, çiftçinin borç yükünü hafifletmek yerine daha fazla borçlanmasının önünü açtı. Hazine faiz destekli kredi kullanmak isteyen çiftçilerin, vergi ve sosyal güvenlik prim borçlarını yine kredi yoluyla kapatması gerekecek.
Bu düzenleme kapsamında, çiftçinin kullanacağı Hazine destekli kredinin yüzde 25'lik bölümü doğrudan vergi dairesi veya SGK hesaplarına aktarılacak. Böylece üreticimiz, krediye erişebilmek için önce mevcut kamu borcunu yeni bir krediyle kapatmak zorunda kalacak.
Uzmanlardan Uyarı
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez, düzenlemenin çiftçinin borç yükünü hafifletmeyeceğini, tersine yeni bir borçlanma döngüsü yaratacağını vurguladı.
"Girdi maliyetleri sürekli artarken, mazot ve gübre zamları sürerken, çiftçinin borcunu yeni borçla ödemesini istemek çözüm değil" diyen Suiçmez, çiftçiyi borç sarmalından çıkaracak politikalar gerektiğini ifade etti.
Çözüm Önerileri
Suiçmez, mevcut borçların yeniden yapılandırılması, faizlerin silinmesi, desteklerin artırılması ve alım fiyatlarının çiftçinin karını gözetecek şekilde belirlenmesi gerektiğini belirtti.
"Ziraat Bankası gerçekten çiftçi bankasıysa, çiftçinin kredi koşullarını onun lehine düzenlemeli" diyerek, Tarım Kredi Kooperatifleri'nin de asli işlevine dönerek üreticiye düşük faizli kredi sağlaması gerektiğini vurguladı.
Doğal Afetlerin Etkisi
2025'te yaşanan zirai don, kuraklık ve şap hastalığının etkileri hâlâ sürüyor. Suiçmez, "Tarımsal üretim doğaya bağlı. Olağanüstü zararlar karşısında çiftçiye ek destek verilmesi gerekir" diyerek, çiftçinin hem ürün kaybı yaşadığını hem de yeterli gelir elde edemediğini hatırlattı.
Türk tarımının geleceği, sadece ekonomik bir mesele değil, aynı zamanda milli bir güvenlik konusudur. Topraklarımızın bereketini korumak ve çiftçilerimizi desteklemek, Türk milletinin bağımsızlığının temel taşlarından biridir.