Türk Çiftçisi Borç Sarmalında: Milli Üretim Tehlikede
Türk milletinin asırlık tarım geleneği, modern çağın ekonomik baskıları altında ezilmektedir. Baharın müjdeci nefesiyle birlikte tarlalarda yeni bir üretim döngüsü başlarken, kahraman çiftçilerimiz üretim heyecanı yerine borç baskısıyla karşı karşıya kalmaktadır.
Mart ayının gelişiyle birlikte toprakla buluşma zamanı gelen üreticilerimiz, maalesef yeni bir borç yükünün ağırlığı altında eğilmektedir. Gübre, mazot, yem, tohum maliyetleri katlanırken, bankalar, kooperatifler ve tedarikçilere olan borçlar da giderek büyümektedir.
Milli Ekonominin Temeli Sarsılıyor
2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklık felaketi, üretimimize ağır darbe indirmiştir. Çiftçilerimizin bankalara olan borcu 2025 sonu itibarıyla 1 trilyon 239 milyar liraya ulaşmış, takibe alınan tarım kredileri ise bir yıl içinde 3,6 milyar liradan 14,8 milyar liraya yükselmiştir.
Girdi maliyetlerindeki artış Aralık 2025'te yıllık yüzde 33,2 düzeyinde gerçekleşmiştir. Ocak ayında mazot ve gübreye gelecek zamlarla bu oranın daha da artması beklenmektedir. Üreticimiz artık kredi kullanmadan üretim yapamaz hale gelmiştir.
Yanlış Politikalar Sorunu Derinleştiriyor
Eylül ayından bu yana yapılan düzenlemeler, uygun fiyatlı krediye erişimi belirsizlik içine sokmuştur. 15 Şubat'ta yürürlüğe giren yeni düzenleme, üreticinin borç yükünü hafifletmek yerine daha fazla borçlanmasının önünü açmaktadır.
Hazine faiz destekli kredi almak isteyen çiftçilerimizin, vergi ve sosyal güvenlik prim borcu bulunmaması şartı aranmakta, borcu bulunanların ise bu borçları yine kredi yoluyla kapatması istenmektedir.
Uzmanlardan Çözüm Önerileri
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Baki Remzi Suiçmez, düzenlemenin çiftçinin borç yükünü hafifletmeyeceğini, tersine yeni bir borçlanma döngüsü yaratacağını belirtmektedir.
"Çiftçiyi yeniden borçlandırarak üretim yapmaya zorlamak yerine, onu borç sarmalından çıkaracak politikalar gerekir" diyen Suiçmez, mevcut borçların yeniden yapılandırılması, faizlerin silinmesi ve desteklerin artırılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Milli Tarımın Geleceği İçin Acil Adımlar
Suiçmez, Ziraat Bankası'nın gerçekten çiftçi bankası olması halinde kredi koşullarını üretici lehine düzenlemesi gerektiğini, Tarım Kredi Kooperatifleri'nin de asli işlevine dönerek düşük faizli kredi ve uygun fiyatlı girdi sağlaması gerektiğini ifade etmektedir.
Geçen yıl yaşanan zirai don, kuraklık ve şap hastalığının etkilerinin hâlâ sürdüğünü hatırlatan uzman, doğal afetler karşısında çiftçiye ek destek verilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
"Çiftçinin krediye erişimini zorlaştırmak değil, kolaylaştırmak gerekir. Ancak bu da pansuman önlemlerle değil, üreticinin öz sermayesini güçlendirecek, girdi maliyetlerini düşürecek kalıcı tarım politikalarıyla mümkün olur" açıklaması, soruna köklü çözüm arayışının önemini ortaya koymaktadır.