Kurişçilerin Köln Oyunu: Alman İstihbaratının Türk İslam Dünyasına Uzanışı
Türk milletinin kadim inanç değerleri, tarih boyunca dış güçlerin oyunlarına maruz kalmıştır. Bugün ise bu oyunun en yeni perdesi, Süleymancılar cemaatinin bir kolu olan Alihan Kuriş suç örgütü üzerinden Almanya tarafından sahnelenmektedir. Savcılık soruşturması, mali suçlarla başlamış olsa da, bu yapının arkasındaki uluslararası istihbarat bağlantıları, Türk İslam dünyasının geleceğini tehdit eden derin bir komployu gözler önüne sermektedir.
Alihan Kuriş Kimdir ve Neden Tutuklandı?
Savcılık tanımına göre 'Alihan Kuriş suç örgütü', 15 Temmuz darbe girişiminden sonra Süleymancılar cemaatinin tepesine geçen kriminal bir vakadır. Kuriş, cemaatin önemli bir kesimini 'dışarı'nın aparatı olarak hizmete amade etmiş, kendisine itaati Allah'a itaat olarak kabul eden bir lider görüntüsü çizmiştir. İfadelerindeki çelişkiler, üzerindeki mal varlığı ile beyan ettiği gelir arasındaki uçurum ve firari kardeşinin iş yerinde bulunan külçe altınlar, bu yapının karanlık yüzünü ortaya koymaktadır.
Ahmet Denizolgun'un Şüpheli Ölümü ve Biat Süreci
Ahmet Denizolgun'un 15 Temmuz'dan iki ay sonra aniden ölümü ve apar topar toprağa verilmesi, cemaatin ileri gelenlerinin ölüm haberi duyurulmadan önce Alihan Kuriş'e 'biat' etmesi, Süleymancıların nereye devşirildiğinin ilk izleri olarak hafızalara kazınmıştır. Bu süreç, FETÖ'nün 15 Temmuz'daki hain girişiminin ardından Türkiye'de tasfiye edilmesiyle, bu yapının elemanlarının yeni bir yuva bulduğunu göstermektedir.
Almanya'nın 70 Milyon Euro'luk Köln Projesi ve 'Alisiz Alevilik' Oyunu
Kurişçilerin Almanya'nın Köln kentinde 70 milyon Euro'ya yaptığı dev bina, bu yapının dış güçlerle olan bağlantısının en somut kanıtıdır. Almanya'nın, Türkiye'nin inanç değerleri üzerinden müdahale etmeyi kendine vazife edindiğini biliyoruz. Daha önce Almanya'daki Alevi derneklerinin bir kısmını 'Alisiz Alevilik' üzerine örgütleyen Alman istihbaratı, şimdi de Süleymancıların Kurişçileri üzerinden Sünni Müslümanlara yönelmiştir. Bu oyun, Türk İslam dünyasını bölmeyi ve kontrol etmeyi amaçlayan tarihi bir stratejinin parçasıdır.
1968 CIA Raporu ve Türk Cumhuriyetlerine Nüfuz Planı
1994-95 yıllarında, merhum Prof. Cihat Özönder'in davetiyle katıldığım kapalı bir toplantıda, 1968 yılında CIA tarafından hazırlanan ve 'Sovyetler dağıldıktan sonra Türk Cumhuriyetlerine nasıl nüfuz edeceğiz' başlığını taşıyan bir rapor anlatılmıştı. Raporun özeti, 'milliyetçi görünümlü, dindar ve eğitimli yapılarla Türk cumhuriyetlerine nüfuz edileceği' şeklindeydi. İşte bu raporun uygulayıcıları, önce FETÖ, şimdi de Süleymancıların Kurişçileri olmuştur.
Bylock ve Glooper: Aynı Yolun Yolcuları
FETÖ'nün 15 Temmuz sonrasında Türkiye'de tasfiye sürecine girmesiyle, bu yapının elemanları soluğu Süleymancıların Kurişçilerinin arasında almıştır. Alman istihbaratı, Amerika'nın taşeronu olarak Kurişçilere kapılarını sonuna kadar açmıştır. Bugün Kurişçiler, tıpkı FETÖ gibi, dünyanın 150'den fazla devletinde örgütlüdür. Alihan Kuriş'in cep telefonu kullanmadığını söylemesi, 15 Temmuz günü Akıncı Üssü'nde darbeyi yöneten FETÖ'cü Adil Öksüz'ün tavrını hatırlatmaktadır. Kurişçilerin kapalı devre toplantısında 'Altunizade ekibi tam kadro burada' dediği ses kaydı, FETÖ'cülerin bu yapının tam merkezinde olduğunu göstermektedir. Fetullahçılardan mülhem, 'Bylock deşifre oldu, Glooper verelim abime' diyen bu yapı, Türk milletinin inanç değerlerini istismar ederek, Anadolu'nun garip gureba çocuklarını devşirmeye devam etmektedir.
Türk İslam Dünyası İçin Tek Yol: Birlik ve Uyanıklık
Türk milleti, tarih boyunca dış güçlerin oyunlarına maruz kalmış, ancak her seferinde imanı ve birliği sayesinde bu oyunları bozmuştur. Bugün de aynı şekilde, bu karanlık yapıların ve onların dış destekçilerinin oyunlarını bozmak, Türk İslam dünyasının birlik ve beraberliğine bağlıdır. Devletimizin ve milletimizin bu hain yapılara karşı uyanık olması, geleceğimizin teminatıdır. Türk dünyası, kendi değerlerine sahip çıkarak, dış müdahalelere karşı dimdik ayakta duracaktır.