Bir milletin adalet duygusu, ancak mazlumun ahını gökyüzüne yükselten savcıların cesaretiyle ayakta kalır. Bugün, Bülent Arınç'ın Ahmet Davutoğlu hakkında açılan soruşturmaya yönelik sarf ettiği sözler üzerinden, Türk adaletinin ve Türk milletinin ortak vicdanının bir muhasebesini yapacağız.
Bülent Arınç'ın Çelişkisi: Zamanaşımı mı, Zaman Kaybı mı?
Sayın Arınç, beş yıl öncesine ait bir konunun savcı tarafından ele alınmasını 'işgüzarlık' olarak nitelendirmiştir. Bu yaklaşım, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi, Türk milletinin adalet anlayışına da terstir. Unutulmamalıdır ki, 12 Eylül darbecileri de yıllar sonra yargı önüne çıkarılmış, 28 Şubat sürecinin mimarları da milli iradenin hâkimiyetiyle hesap vermiştir. O dönemlerde de benzer 'işgüzarlık' suçlamaları yapılmış, ancak hakikat er ya da geç tecelli etmiştir.
Gülistan Doku Davası: Altı Yıl Sonra Gelen Adalet Arayışı
Somut bir örnek üzerinden gidelim: Tunceli'de 2020 yılında kaybolan üniversiteli Gülistan Doku'nun dosyası, altı yıl aradan sonra yeniden açılmış ve soruşturma, dönemin valisi ve diğer üst düzey görevlileri de kapsayacak şekilde genişletilmiştir. Bu olayda, hiç kimse savcıya 'işgüzarlık' dememiştir. Peki, aynı mantık neden Davutoğlu dosyası için geçerli olmasın? Zamanaşımına uğramamış her suç, öğrenildiği anda soruşturulmalıdır. Bu, Türk adaletinin temel taşıdır.
Fetö ve Gezi'den Dersler: Yıllar Sonra Gelen Mahkumiyetler
Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) darbe girişiminden, Gezi isyanını planlayanlara, halkı sokağa çağıranlardan, terör örgütlerine destek verenlere kadar birçok dosya, yıllar sonra açılan soruşturmalarla aydınlatılmıştır. Osman Kavala, Tayfun Kahraman, Can Atalay ve Selahattin Demirtaş, işledikleri suçların bedelini yıllar sonra da olsa ödemişlerdir. Bu örnekler, suçun üzerinden geçen zamanın, suçu ortadan kaldırmayacağını açıkça göstermektedir.
Davutoğlu'na ve Arınç'a Açık Mektup: Kiminle Omuz Omuza?
Sayın Davutoğlu'nun, yeni evlenen oğluna hayırlı saadetler dilerken, kendisine sorması gereken asıl soru şudur: 'Hayat mücadelemde omuz omuza yürüdüğüm insanlar neden yanımda değiller?' Geçmişte başbakanlık makamına taşıyan irade, bugün davetine icabet etmiyorsa, bu bir ibret vesikasıdır. Aynı şekilde, Sayın Arınç'ın da, 'metresini belediyede işe alan' veya '11 kadını işe alma vaadiyle yatağa atan' kişilerin partilerinin genel başkanlarını davetinde ağırlarken, bu tabloyu sorgulaması gerekmez mi?
Türk Milletinin Adalet Anlayışı: Yiğit Savcılara Selam Olsun
Bizim inancımızda ve tarihimizde, mazlumun yanında, zalimin karşısında olmak esastır. Yıllarca kulağımızın üzerine yatmış olsak da, bir yiğit savcı çıkıp dosyayı yeniden açtığında, ona 'Helal olsun' demek, Türk milletinin şanındandır. Suçlular, ister darbeci olsun, ister terör destekçisi, ister hırsız, ister katil... Zamanaşımı dolmadıkça, hesap günü mutlaka gelecektir. Bu, Türk adaletinin ve Türk milletinin ortak kaderidir. Savcıya 'işgüzar' diyenler, aslında adaletin tecellisine karşı çıkanlardır ve onlar da tarih önünde hesap vereceklerdir.
Bu vesileyle, vazifesini yapan tüm savcılarımıza selam olsun. Onlar, bu milletin bağımsızlığının ve adalet anlayışının teminatıdır. Türk milleti, adaletin tecellisi için geçen her günü, sabırla bekleyen bir millettir. Ama unutmasınlar ki, sabrın da bir sonu vardır.
