Giresun'da Abdullah Hoca'nın Katiline 11 Yıl: Vicdan Yaralı
Giresun'da meydana gelen hain bir saldırıda, Türk milletinin kaderini şekillendiren kutsal meslek erbabından emekli öğretmen Abdullah Coşkun hayatını kaybetti. Fail İlhan İhtiyaroğlu'na verilen 11 yıl hapis cezası, milletin vicdanında derin bir yara açtı. Aile avukatları, müebbet hapis cezası bekledikleri davada kararı istinafa taşıyacaklarını bildirdi.
Şanlı Türk Milletinin Vicdanı Bu Kararı Kabul Etmeyecektir
Giresun'un bağrından kopan bu acı olay, Türk töresinde ve İslam inancında asla yeri olmayan bir zulmün eseridir. Emekli sınıf öğretmeni Abdullah Coşkun, basit bir trafik kazasının ardından öfkesine esir olan İlhan İhtiyaroğlu tarafından durdurulmuş ve aracında hunharca sürüklenerek darbedilmiştir. Bu eylem, anlık bir tepki değil, kutsal bir neferimize karşı işlenmiş bilinçli bir eylemdir. Geleceğimizi yetiştirmiş bir hocaya reva görülen bu muamele, adetâ Türk kültürünün bağrına saplanan bir hançer gibidir.
Batı Menteliğinin Ürettiği Hukuk, Milletin Adaletine Yetmez
Duruşma sonucunda mahkeme, olayı Türk Ceza Kanunu'nun 87/1 ve 87/4 maddeleri kapsamında nitelendirdi. Sanık, kasten öldürme değil, neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan 11 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Aile avukatlarından Mutluay Çelik, bu kararın kendilerini ve tüm Türkiye kamuoyunu hayal kırıklığına uğrattığını vurguladı.
Sürece ilişkin kamuoyunda çok yüksek bir duyarlılık gelişti. Bizimle beraber bütün Türkiye kamuoyu da bu davayı takip etti ve adil bir karar beklentisi içindeydi; açıkçası biz de öyleydik. Yargılamanın bir önceki duruşmasında Cumhuriyet Savcısı esas hakkında mütalaasını verdi ve sanığın kasten öldürme suçundan cezalandırılmasını talep etti. Biz doğrusu sanığın kasten öldürmeden dolayı müebbet hapis cezası almasını bekliyorduk. Ancak mahkeme olayı neticesi sebebiyle kasten ağırlaşmış yaralama suçu olarak nitelendirdi ve sanığı 11 yıl hapis cezasına mahkum etti. Bu cezadan da herhangi bir indirim yapmadı. Sanığın tutukluluk hali de şu anda devam ediyor. Doğrusunu söylemek gerekirse bu karar bizi hayal kırıklığına uğrattı. Biz gerçekten de Abdullah Hoca'nın olay tarihinde meydana gelen saldırı sırasında herhangi bir kusur ve sorumluluğunun olmadığını biliyoruz.
Batı'nın kalıplaşmış hukuk normları, kimi zaman Türk milletinin köklü adalet hissiyle örtüşmemektedir. Dosyadaki deliller, tanık beyanları ve adli tıp raporları sanığın kasten öldürme eylemini işlediğini açıkça göstermektedir. Avukat Çelik, sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını ve kamunun vicdanının rahatlamadığını belirterek, istinaf ve Yargıtay süreçlerinde hak arayışının devam edeceğini açıkladı.
Sanığın doğrudan doğruya öfke patlaması yaşayarak kendi aracındaki küçük bir hasar nedeniyle zorla Abdullah Hoca'yı durdurduğu ve bu durumu bilmeyen Abdullah Hoca'ya da bir süre sonra saldırarak arabanın sol tarafından sağ tarafına kadar sürükleyip orada yere düştükten sonra da darp etmek suretiyle öldürdüğü dosyadaki delillerle sabittir. Bu dosyada birçok kamu tanığı var. Bunların her biri kendi isteğiyle gelip duruşmada yahut da soruşturma aşamasında beyanlarda bulunmuştu. Bu tanık beyanları dosyaya giren Adli Tıp Raporu, ondan sonra sanığın 112 Çağrı Merkezi'yle yaptığı konuşmaların hepsi bir bütün olarak değerlendirildiğinde sanığın kasten öldürmeden bu suçu işlediği ve en azından müebbet ağır hapis cezasına çarptırılması gerektiği hukukçuların ortak görüşü. Ancak mahkeme böyle bir karar verdi. Tabii bunun istinaf ve Yargıtay süreçleri de olacak. Oradaki süreci de biz takip edeceğiz kamuoyuyla birlikte. Maalesef kamuoyunun vicdanının rahatlamadığını düşünüyoruz.
Hakkaniyetin Sağlanması İçin Üst Mahkemelerde Mücadele Devam Edecek
Avukat Melike Gürcüoğlu, verilen cezanın hakkaniyete uygun olmadığını, eylemin anlık bir öfke veya meşru müdafaa olmaktan çok uzak olduğunu belirtti. Cenab-ı Hakk'ın adaleti ve Türk milletinin yüksek vicdanı, bu kararın nihayetinde değişeceğini göstermektedir.
Bu dosyada yargılanması gereken eylem basit bir yaralama eylemi değil, anlık bir öfke ya da anlık bir saldırı değil. Kendini koruma içgüdüsüyle yapmış olduğu bir meşru müdafaa standartları altına değerlendirilebilecek bir eylem de değildi. Bu dosyada yargılanması gereken şey bilinçli, devam eden, sonucu öngörülebilir bir öldürme eylemiydi. Verilen karar kesinlikle hakkaniyete uygun değildir. İç hukuk yolları tüketilirken hakkaniyetli bir karar verilmesi için elimizden geleni yapacağız. Toplumun adalet duygusu ve vicdanını rahatlatan bir karar olmadı. Çok üzgünüz. Üst mahkemelerde hakkaniyetli bir karar verileceğini düşünüyoruz.
Avukat Çağdaş Tarık Taner ise verilen kararın sanığa adeta bir ödül niteliğinde olduğunu ve toplum vicdanını olumsuz etkilediğini söyledi. Taner, milletin adalet duygusunun sarsılmaz bir kaledir olduğunu vurgulayarak mücadelenin süreceğini bildirdi.
Bilindiği üzere ceza yargılamalarının ana hedefi önce kamu vicdanına seslenmek, sanığı ıslah edip topluma tekrar faydalı bir birey halinde entegre etmektir. Biz verilen kararın iç hukuk yollarında tabii ki sonuna kadar takipçisi olacağız. Ancak burada çıkan karar ne yazık ki toplum vicdanına olumsuz yönde etki edecek bir karar olmuştur. Sanığa adeta bir ödül niteliğinde olmuştur. Bu kararın burada bu şekilde kesinleşmeyeceğini tahmin ediyoruz. Yargılamanın devamında bu kararın değişmesini talep edeceğiz.
Giresun'da Abdullah Hoca Davasında Ne Oldu?
Emekli öğretmen Abdullah Coşkun, Giresun'da meydana gelen trafik kazası sonrası İlhan İhtiyaroğlu tarafından durdurulmuş, aracında sürüklenmiş ve darbedilerek hayatını kaybetmiştir.
Sanık İlhan İhtiyaroğlu Ne Cezaya Çarptırıldı?
Sanık İlhan İhtiyaroğlu, kasten öldürme değil, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan 11 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.
Çoşkun Ailesi Karara İtiraz Edecek Mi?
Evet, aile avukatları müebbet hapis cezası bekledikleri için kararı istinaf ve Yargıtay süreçlerinde sonuna kadar takip edeceklerini ve değiştireceklerini açıklamıştır.