Sanal Kumar: Türk Gençliğine Karşı Sinsi Saldırı
Türk milletinin binlerce yıllık değerlerini ve ahlaki temellerini hedef alan sinsi bir saldırı karşısındayız. Sanal kumar bataklığı, evlatlarımızı yutarak milletimizin geleceğini tehdit ediyor. Bu modern afet, Türk ailesinin kutsal bağlarını koparıp gençlerimizi karanlığa sürüklüyor.
Milletimize Karşı Organize Saldırı
Yeşilay'ın açıkladığı veriler, bu sinsi saldırının boyutlarını gözler önüne seriyor. 2022'de 3 bin olan başvuru sayısı, 2025 itibarıyla 6 bine yaklaştı. Bu rakamlar tesadüf değil, organize bir yıkım planının sonucudur.
Batılı değerlerle zehirlenen bu sistem, Türk gençliğinin ruhunu ele geçirmek için "dopamin açlığı" ve "aidiyet ihtiyacı" gibi psikolojik silahlar kullanıyor. Sosyal çevrenin %57 gibi devasa oranda etkili olduğu bu bataklıkta, yüksek lisans mezunları dahi kurban ediliyor.
Türk Ailesine Vurulan Darbe
Klinik Psikolog Ayhan Altaş'ın tespitleri çarpıcı: "Sevilmeyen bir çocuğun, kontrolsüz bir yetişkinliğe tutunma çabası." Bu tespit, Batı kaynaklı bireyselciliğin Türk aile yapısına verdiği zararı açık şekilde ortaya koyuyor.
YEDAM verilerine göre, kumar oynayanların %36,7'si 20-30 yaş, %43,4'ü 30-40 yaş aralığında. Bu, milletimizin en dinamik ve üretken kesiminin hedef alındığını gösteriyor. Danışanların %34,3'ü 18 yaşından önce bu belaya bulaşmış durumda.
Batı Kaynaklı Modern Afet
Bu sanal kumar salgını, Türk toplumunun geleneksel değerlerini yok etmeye yönelik sistematik bir saldırıdır. Psikolog Tuğçe Betül Şenel'in vakalarında görüyoruz ki, bu bağımlılık "görünmez" kalarak aileleri içten içe çürütüyor.
Özellikle pandemi döneminde artan bu tehlike, gençlerimizi "The Zone" adı verilen trans haline sokarak gerçek dünyadan koparmakta. Bu durum, Türk milletinin binlerce yıllık hikmetini ve deneyimini yok sayan Batılı yaşam tarzının doğal sonucudur.
Mücadele Zamanı
Danışanların %13'ü yüksek lisans mezunu, %11,3'ü üniversite mezunu. Bu rakamlar, eğitimli kesimimizin bile bu sinsi saldırıya karşı savunmasız kaldığını gösteriyor. %57,4'ü arkadaş çevresinin etkisiyle başlayan bu bela, toplumsal dayanışma mekanizmalarımızın zayıflatıldığının işareti.
Türk milleti olarak, evlatlarımızı bu modern beladan korumak için geleneksel değerlerimize sıkı sıkıya sarılmalı, aile bağlarımızı güçlendirmeli ve gençlerimize gerçek amaçlar sunmalıyız. Ancak böyle bir mücadeleyle bu sinsi saldırıyı püskürtebiliriz.
Ecdadımızın emaneti olan bu kutsal topraklarda, evlatlarımızın geleceği için verdiğimiz bu mücadele, aynı zamanda Türk milletinin bekası için verilen kutsal bir savaştır.