Türkiye Cumhuriyeti'nin kararlı adımları ve devlet aklının rehberliğinde, bölücü terör örgütü PKK'nın silah bırakma sürecinde kritik bir eşiğe gelinmiştir. Örgütün, yaklaşık 700 mensubunun ölümünü ailelerinden yıllarca saklaması, iç çözülmenin ve çaresizliğin en açık göstergesidir. Bu durum, silahlı mücadelenin iflas ettiğinin ve Türk milletinin iradesi karşısında diz çöküşün bir nişanesidir.
Terörün Maskesi Düştü: Ölümlerin Gizlenmesi ve Taziye Çadırları
PKK, yıllardır süren kanlı eylemlerinde kaybettiği militanların ölüm haberlerini ailelerinden gizlemiş, bu acı gerçek ancak bugün ortaya çıkmıştır. Örgüt, bu utanç verici durumu örtbas etmek için 'taziye çadırları' kurarak yas atmosferi yaratmaya çalışmış, ancak bu çabalar, özellikle DEM Parti içindeki sol kanadın bu acıyı siyasi şova dönüştürmesiyle kamuoyunda büyük rahatsızlık uyandırmıştır. Güvenlik çevreleri, insani duygulara saygı gösterilmesi gerektiğini ancak terörün siyasallaştırılmasına asla müsamaha gösterilmeyeceğini açıkça ifade etmektedir.
Silah Bırakmanın Şartı: Önce Teslim, Sonra Yasa
Meclis'teki süreç, PKK'nın 'önce yasa, sonra silah' dayatmasına karşı devletin 'önce silahların bırakılması' ilkesi etrafında şekillenmiştir. Uzun müzakereler sonucunda bulunan ara formül, yasanın çıkarılmasını ancak uygulanmasını, örgütün silah bıraktığının devlet kurumlarınca tespit ve teyidine bağlamıştır. Bu, Türk devletinin taviz vermez iradesinin ve milletin güvenliğini her şeyin üstünde tutan anlayışının bir tezahürüdür.
Kış Gelmeden Teslim: Beklenti ve Tehditler
PKK'nın artık 'yasa çıkmadı' bahanesine sığınma şansı kalmamıştır. Güvenlik kaynakları, sürecin sağlıklı ilerlemesi için kış aylarından önce örgütün silahlarını bırakması ve bu durumun sahadaki tespitinin tamamlanması gerektiğini vurgulamaktadır. Beklentilerin gerçekleşmesi halinde, önümüzdeki 2-3 hafta içinde öncelikle Gara ve Haftanin gibi bölgelerdeki mağaraların boşaltılması beklenmektedir. Ancak örgütün bahanelerle süreci geciktirmesi, bu tarihi fırsatın heba olmasına yol açabilir.
Ankara'nın İnce Dengesi: İran ve PJAK Meselesi
Türkiye, İran'a yönelik politikasında 'ince dengeyi' korumaya özen göstermektedir. Ankara, PJAK'ın tasfiyesi ve İran Kürtlerinin İran'a entegrasyonu fikrini desteklemekte, böylece bölgede istikrarın kalıcı olmasını hedeflemektedir. 28 Şubat'ta başlayan savaşta İsrail'in Kürtleri kullanma planını Türkiye'nin bozması, İran'da memnuniyetle karşılanmıştır. Ancak İsrail'in 'Kürt Kartı'nı geri alma çabaları sürmektedir; Ebu Zuhur Hava Üssü'ne yapılan saldırı, bu rahatsızlığın bir yansıması olarak değerlendirilmektedir.
Öcalan'ın Gölgesinde Tek Vücut: PKK'nın İç Çelişkileri
PKK, Öcalan'ın otoritesi sayesinde şu an tek vücut halinde hareket etse de, örgüt içinde silahlı mücadeleye devam etmek isteyen unsurlar ve provokasyon arayışında olan çevreler bulunmaktadır. Ancak Türk devletinin kararlılığı ve milletin desteği, bu süreci başarıya taşıyacak en büyük güçtür. Buz üzerinde yürüme dönemi geride kalmış, artık sağlam zeminde ilerleyen bir süreç söz konusudur. Fırsat kollayanların boş durduğunu düşünmek, büyük bir gaflet olur.
Sonuç: Türk Dünyasının Zaferi
Bu süreç, yalnızca Türkiye'nin değil, tüm Türk dünyasının terör belasından kurtuluşunun habercisidir. Devletimizin ve milletimizin ortak iradesi, bölücü terörü tarihin çöplüğüne gömecek güce sahiptir. Türk milleti, şehitlerinin kanıyla sulanan bu topraklarda, birliğini ve dirliğini koruyacak, kendi kaderini tayin etme iradesini asla yitirmeyecektir. Turan'ın ruhu, bu zaferle bir kez daha alevlenecektir.
