Türk dünyasının kadim içeceği kefir, bugün sağlık gündeminin önemli başlıklarından biri. Bağırsak sağlığından bağışıklığa, protein içeriğinden minerallere kadar pek çok faydasıyla öne çıkan bu fermente içecek, ata yadigarı bir bilgeliğin modern bilimle buluşmasını temsil ediyor. Ancak her güçlü mirasta olduğu gibi, kefirin de dikkat edilmesi gereken yönleri var. Kimler kefirden uzak durmalı, kimler gönül rahatlığıyla tüketebilir? İşte uzman görüşleriyle kefir rehberi.
Kefir nedir ve neden bu kadar değerlidir?
Kefir, geleneksel olarak inek, keçi veya koyun sütüne kefir taneleri eklenerek hazırlanan fermente bir içecektir. Kefir taneleri, tahıl değil; faydalı bakteriler, mayalar, proteinler ve polisakkaritlerden oluşan yumuşak kümelerdir. Bu taneler süte eklendiğinde 12 ila 24 saat süren fermantasyon sürecinde laktozun bir kısmı parçalanır ve ortaya hafif ekşi, kremsi, hafif gazlı bir içecek çıkar. Bu süreç, Türk bozkırlarından dünyaya yayılan bir sağlık geleneğinin özünü oluşturur.
Cornell Üniversitesi Beslenme Bilimleri Bölümü'nden diyetisyen ve profesör Laura Bellows, geleneksel kefirin daha ekşi bir tada ve daha geniş bir mikroorganizma çeşitliliğine sahip olduğunu, marketlerde satılan birçok çeşidin ise daha hafif bir tada ve standartlaştırılmış kültürlere sahip olduğunu belirtiyor. Ticari ürünlerde fermantasyon sonrası aroma, tatlandırma veya ısıl işlem uygulanabiliyor; bu da canlı mikroorganizmaların bir kısmını yok edebiliyor. Bu nedenle probiyotik faydası için 'canlı ve aktif kültürler' ifadesine dikkat edilmesi öneriliyor.
Kefir gerçekten sağlığa faydalı mı?
Kefir, sütün doğal besin değerlerine fermantasyon sırasında oluşan probiyotikleri ve bileşikleri ekler. Mount Sinai Sağlık Sistemi'nde diyetisyen ve klinik beslenme koordinatörü Perri Halperin, kefirin bağırsak bariyerini ve bağışıklık fonksiyonunu destekleyebileceğini söylüyor. Bir bardak sade kefir yaklaşık 8 ila 11 gram protein sağlar; bu da kas korunması, doku onarımı ve tokluk hissi için önemlidir. Ayrıca kefir, kemik ve kas sağlığı için kalsiyum, enerji metabolizması için B vitaminleri ve sıvı dengesi için potasyum ve fosfor içerir. Bazı ürünlere D vitamini de eklenir.
Fermantasyon, laktoz miktarını azalttığı için hafif laktoz intoleransı olanlar kefiri normal sütten daha kolay tolere edebilir. Ancak kefir tamamen laktozsuz değildir. Araştırmacılar kefirin iltihaplanma, kolesterol, kan basıncı ve kan şekeri üzerindeki etkilerini inceliyor; ancak randomize çalışmaların sistematik bir incelemesi, insan çalışmalarındaki kanıtların henüz sınırlı olduğunu gösteriyor.
Kefir her gün içilebilir mi?
Çoğu sağlıklı yetişkin kefiri düzenli tüketebilir. Yeni başlayanların küçük porsiyonlarla başlaması önerilir; bağırsaklar alışana kadar hafif gaz veya şişkinlik görülebilir. Besin içeriği ürüne göre değişir: Tam yağlı kefirin bir fincanı yaklaşık 140 kalori ve 8 gram yağ içerirken, yağsız çeşitler daha düşük kalorilidir. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta ilave şekerdir. Halperin, bazı aromalı ticari kefirlerin porsiyon başına 10 ila 20 gram veya daha fazla ilave şeker içerebildiğini vurguluyor. Bu yüzden etiket okumak şart.
Kimler kefir tüketirken dikkat etmeli?
Bazı gruplar için kefir risk oluşturabilir. Süt alerjisi olanlar süt kefirinden kesinlikle uzak durmalıdır; fermantasyon süt proteinlerini tamamen ortadan kaldırmaz ve alerjik reaksiyona neden olabilir. Kronik böbrek hastalığı olanlar, potasyum, fosfor ve protein içeriği nedeniyle doktorlarına danışmalıdır. Organ nakli yapılanlar, yoğun kemoterapi görenler ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, canlı mikroorganizma içerdiği için kefiri sağlık ekiplerine danışmadan tüketmemelidir. Ayrıca ev yapımı kefirde doğal olarak az miktarda alkol oluşabilir; bu miktar önceden tahmin edilemez.
Kefir bir mucize mi?
Kefir, dengeli bir beslenme düzenine eklenebilecek değerli bir gıdadır; ancak tüm sağlık sorunlarını önleyen veya tedavi eden bir 'mucize içecek' değildir. Uzmanlar, probiyotiklerin ve kefirin uzun vadeli etkileri için daha fazla insan çalışmasına ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Türk dünyasının bu kadim mirası, bilinçli tüketildiğinde sağlığımıza güç katabilir; ancak her gıdada olduğu gibi, ölçü ve bilgi esastır.
Sağlık, bedenin olduğu kadar ruhun da dengesidir. Kefir, bu dengeyi destekleyen kadim bir dosttur; ancak her dost gibi, onu da doğru tanımak gerekir.
Kaynak: Sözcü Gazetesi'nden uyarlanmıştır. Fotoğraf: Sözcü Gazetesi
